İki Yüzlü Hazımsızlar
“Soy-sop, nesep ve ırkçılık” konusu sonu gelmez bir hastalık… Son iki yazımdan sonra kopan fırtınaları Tosya’nın milliyetçilik konusundaki hassasiyetine bağlıyorum. Filozof Hegel’in dediği gibi “Beni öğrencilerimden bir kişi anladı, Michelet… O da yanlış anladı”. Hiç şüphe yok “Millet” ve “milliyet” kavramlarındaki bu kargaşa, yanlış anlama/anlaşılma konusunu tetikledi. Daha doğrusu tarih boyunca İslam âlemindeki çarpık milliyetçilik anlayışı bu kargaşadan beslenmiştir dersek yanlış olmaz. Kuran’ın “Millete İbrahim” ifadesi ırkçılık olarak tefsir edilseydi eğer, hepimiz Yahudi ırkına mensup olmadığımız için cehennemi bekleyen zavallılar konumunda olacaktık. “İbrahim’in milleti üzere olmak”, bu ayette “hanif” bir teslimiyet olarak anlaşılmalıdır, aslında kahir ekseriyet de böyle anlamıştır.
Ne yazık ki, “vela tezirû vaziratun vizra uhra / kimse başkasının işlediği suç sebebiyle cezalandırılmaz” ilahi ilkesine sağırlık temayülü gösterenlerimiz hiç de az değil. “Falanca eski Bakan (şimdiki Milletvekili)’nin PKK’lı yeğeni dağda öldürülmüş”. Ne güzel! Allah müstehakını vermiş. Gel gör ki, fırsatçı akbabalar her zamanki gibi işbaşında… ” Ey falanca siyasi partiye destek verenler! Teröre destek verdiğinizin farkında mısınız?” yollu lakırdılarını sanal ortamlarda, yazılı ve görsel medyada kusma yarışına girdiler. Bu insanlara “Müslüman mısınız?” diye sorduğunuzda hemen babasının hacı, dedesinin molla falan olduğunu söylerler. Hani bunlara göre suç ve erdem kalıtsal ya… Mantık aynı mantık; falanca vekilin yeğeni teröristse vekil de terörist, dedem molla ise ben de cennetlik biriyim…
Böyle mantığa turp suyu sıkmayıp da ne yapalım… Ebu Leheb’in yeğenine iman etmiyor musunuz ey ahmaklar? İki eli kuruyasıca, cehennem kütüğü bir müstekbirin yeğeni değil miydi son elçi Muhammed Mustafa (sav)… Akıl fukarası, güdük siyaset peşinde koşan “asosyal antidemokrat” güruhun yapıp eyledikleri özetle bu değil mi? Adam gibi düşünüp, nitelikli eleştiri yapsanız niceliğiniz de artacak. Kaçınılmaz akıbetin arefesinde, bataklıkta çırpınımaya mahkumsunuz bu kafayla giderseniz.
Terörle mücadele konusunda mangalda kül bırakmayan bu çevreler bakın yine sobelendiler… Bir vekillerinin dağa çıkması/kaçırılması hadisesinden sonra dut yemiş bülbüle döndüler, ne kadar manidar değil mi? Adam kaçırılmamış resmen kendi deyimiyle dağdaki sözde “özgürlük savaşçılarını!” ziyarete gitmiş. Hani o keskin eleştiri oklarınız nerede? İçinizden biri olunca caizdir öyle mi? Merhum Erbakan’ın o alaycı mimikle söylediği meşhur sözü hatırlattınız bana: “Sizi gidi iki yüzlü maskaralar sizi!”. Sizin amacınız üzüm yemek değil, bağcı dövmek, bu bir kere daha anlaşılmıştır... Bu tip kendine "hoşgörü" başkasına "hoşkörü" modunda olanları da efkâr-ı umumiyede teşhir etme gayretindeyim. Mert olmak size yakışmıyordu zaten, bu yüzden de nesliniz tükenmek üzere. Ağızlarından şiddetli öfke taşan zümrelere Allah’ın buyruğudur: Mûtû bi gayzikum… (Ali İmran 119)
Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum, ikiyüzlülüğün zevaline vesile olsun bu mübarek bayram…
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Yorumlar
Toplam 3 yorum mevcut
Osman... 1 ay önce yorumlandı
adem hocam merak etmeyin sizin yazılardan dolayı tosyada fırtına filan kopmadı size yanlış bilği vermişler sadece biraz meltem esti yani herşey yerli yerinde duruyor
battal gazi 2 ay önce yorumlandı
insanlartın müslümanlığına temel olan kaynaklar iman edilip yaşanılır hale sokulmadıkca bu anlatılar laf ı güzaf olmaya mahkumlar.kuranın hala kutsal metinliğinden dem vurulup hayata katılımı önlendiği müddetce de bu mümkün değildir.
Metin BEKTAŞ 2 ay önce yorumlandı
tebrik ediyorum adem bey.. duygularıma tercüman oldunuz..